HİDROBOTANİK
GÜBRELEME GENEL BİLGİLERİ VE SIVI GÜBRE
YAPIMI
Gübrelemeden değişik anlamlar çıkarmak
mümkündür. Ortama fermante CO2 vermek bir gübreleme yöntemi olarak görülebilir ya
da bitkilerin çözerek besin olarak kullanabileceği kaya ve çakıl parçalarını
veya çeşitli torf, kil, toprak, kum gibi malzemeleri akvaryuma koymak oldukça
iyi iş görebilir. Hatta balıkların tükettikleri O2 ve besinlerin işlenmesi sonucunda ortama kazandırdıkları CO2 ve
amonyak bile bir gübreleme methodu olarak düşünülebilir. Doğal metodların
dışında, ortama büyüme hormonu veya bu hormonu harekete geçiren diğer
hormonları eklemek suretiyle de “gübreleme” yapılabilir. Ancak burada konu
edilecek olan, çeşitli kimyasallar kullanarak bitkilerin “temel besinlerini”
akvaryum ortamına “gerekli miktarlarda” ve pratik olarak nasıl
karıştırılacağıdır.
Gübreleme ile ilgili uygulamalara geçmeden
önce aydınlatma ve CO2 konularının halledilmesi gereklidir.
Genelde 1 litreye .5 watt düşecek güçte bir
florasan ışıklandırması ve yaklaşık 20-30 mg/l CO2 sağlanan akvaryumdaki
bitkiler, ortamdaki besinleri çok kısa zamanda tüketerek gelişirler. Tüketilen
besinlerin yerine yenileri eklenmezse bitkilerin büyümeleri önce yavaşlar ve
sonra durur. Bu durum algler için bulunmaz bir fırsattır. Çok kısa zamanda
akvaryumu kuşatabilirler. Bir kere akvaryumda yayılmaya başladılarsa
durdurulması oldukça güçtür ve akvaryumun yeniden temizlenerek kurulması
durumunda bile tekrar ortaya çıkabilirler. Bu durumda iki önemli konu gündeme
gelmektedir:
1. Bitkilerin duraklamasına bile mahal
vermeyecek dinamik bir ortamın ışık, CO2 ve gübreleme ile yaratılması.
2. Gübrelemenin, bitkilerin alglerle
yapacakları rekabeti kazanabilecekleri bir strateji ile yapılması.
Aslında akvaryuma bitkilerin gelişmesi için
eklenen gübreler algler için de bir kaynak teşkil ederler ve bunlardan
faydalanmak için bitkilerle rekabete girerler. Dolayısıyla bilinçsizce yapılan
bir gübreleme sonuçta bitkileri değil algleri besleyebileceği gibi balıklar
üzerinde de ölümcül etkiler yapabilir. Örneğin fosfat bitkilerin ve alglerin
gelişimine katkısı büyük olan bir besindir. Ancak diğer besin elemanlarının
ortamdaki oranına göre fazla miktalarda kullanılırsa, bu fazla miktar sadece
alglerin işine yarar. Başka bir örnek olarak bitkiler için değerli diğer bir
besin maddesi olan üreyi verebiliz. Üre aynı zamanda ortamdaki balıkların
hayatını önemli derecede tehdit eden amonyak içerir. Dolayısıyla üreyi
ortamdaki diğer besin maddelerinin oranı ile kıyaslamadan kullanmak balıklar
üzerinde ani ve ölümcül etkiler oluşturacaktır.
Gübrelerin bitkilerin gelişimini hangi
ortamda ve nasıl sağlayabilecekleri konularında kısa uyarılardan sonra
bitkilerin hangi besin maddelerinin ihtiyacı içinde olabileceklerine geçelim.
Bitkilerin temel besinlerini ikiye
ayırabiliriz:
1. Makro Besinler:
Azot (N),
Fosfor (P), ve
Potasyum (K)
2. Mikro Besinler (Eser elementler):
Demir (Fe),
Bor (B),
Manganez (Mn),
Molibden (Mo),
Çinko (Zn),
Bakır (Cu),
Magnezyum (Mg)
Belirtilenlerin dışında bitkilerin ihtiyaç
duyabileceği klor, sülfür, selenyum gibi makro ve mikro bir çok elementler
bulunmaktadır. Ancak pratik nedenlerden dolayı diğerleri burada ele
alınmamaktadır.
Azot:
Akvaryum ortamında bitkilerin ihtiyacını
karşılayacak ve balıklar açısından da zararlı olmayacak azot temin etmenin en
iyi yolu ortama nitrat (NO3) karıştırmaktır. Nitrat akvaryumlarda biyolojik
filtrenin üretebilediği bir maddedir ancak bitki büyümesinin hızlı olduğu ya da
istendiği akvaryumlarda filtreden çıkan nitrat yeterli gelmeyebilir. Işık ve O2
hedeflerini minimal değerde tutturabilmiş bir akvaryumda nitratın hedef değeri
5ppm olmalıdır. Işık ve CO2 açısından daha zengin akvaryum koşullarında ise
hedef 10-15 ppm e kadar yükselebilir. Ancak balık veya omurgasız bulundurulan
akvaryumlarda 15 ppm NO3 değeri tehlikenin başladığı sınırdır.
Akvaryum suyuna NO3 eklemenin pratik bir
yolu KNO3 (Potasyum nitrat) kullanmaktır. KNO3 içerisinde nitrat miktarı % 61.3
tür.
300 ml saf su içerisinde çözülen 25 gram
KNO3 çözeltisinin 1ml si 100 litrelik bir akvaryuma .51 ppm NO3 katacaktır. Bu
nedenle 5 ppm lik hedefi yakalamak için bu çözeltiden akvaryuma 10 ml
katılabilir. Ancak bir gün içinde akvaryumun nitrat değerini 0 dan 5 ppm e çıkarmak
bitkiler dışındaki diğer canlıların hayatını tehlikeye sokabilir. Bu nedenle
300 ml su içinde küçük hedefleri dahi karşılayabilecek KNO3 çözmek ve akvaryum
suyuna dosajı günlere yayarak eklemek daha sağlıklı ve profesyonelce olacaktır.
Bununla birlikte 100 litrelik akvaryum ortamındaki 5 ppm NO3 hedefini sadece
1ml ekleyerek ulaşmak isteyenler, 300 ml saf su içinde 245 gram KNO3
çözdüklerinde, bu çözeltinin 1ml si ile
100 litrelik suya 5.1 ppm NO3 katacaklardır.
Fosfat:
Akvaryumda düzenli beslenen balık
bulunuyorsa fosfat (PO4) eklemeye çoğu zaman gerek yoktur. Gereğinden fazla PO4
algleri davet eden en önemli faktörlerdendir. Conlin and Sears' in gübreleme
yoluyla alglerle mücadele için geliştirdikleri PMDD formülünde fosfat dışında
tüm gübreler kullanılmaktadır. Bununla birlikte ışık ve CO2 standartlarının
üzerine çıkabilen, bol ve hızlı gelişebilen bitkilerle dolu bir akvaryumda
balık sayısı da az ise PO4 takviyesi gerekli olmaktadır. Fosfatın bitkili
akvaryumdaki hedef değerleri NO3 değerinin yaklaşık onda biridir. Bu da 0.5-1.0
ppm arası değişebilmektedir.
PO4 eklemek için pratik bir yöntem KH2PO4
(Mono potasyum fosfat) kullanmaktır. KH2PO4 içerisindeki PO4 oranı % 69.8 dir.
300 ml saf su içerisinde karıştırılan 7
gram KH2PO4 çözeltisinin 1ml si 100 litrelik bir akvaryuma .17 ppm PO4
katacaktır. Bu nedenle .5 ppm lik hedefi yakalamak için bu çözeltiden akvaryuma
3 ml katılabilir. Ancak bir gün içinde akvaryumun fosfat değerini 0 dan .5 ppm
e çıkarmak alglerin yayılmasını teşvik edebilir. Bu nedenle 300 ml su içinde
küçük hedefleri dahi karşılayabilecek KH2PO4 çözmek ve daha sağlıklı ve
profesyonelce olacaktır. Bununla birlikte 100 litrelik akvaryum ortamındaki .5
ppm PO4 hedefine sadece 1ml ekleyerek ulaşmak isteyenler, 300 ml saf su içinde
21 gram KH2PO4 çözdüklerinde, bu çözeltinin 1ml si ile 100 litrelik suya .49
ppm PO4 katmış olacaklardır.
Potasyum:
Makro besinler içinde akvaryum suyuna
eklenilmesi gereken en önemli madde potasyum (K) olmaktadır. Zira bitkiler K’yı
N ve P’ ye kıyasla çok daha yüksek oranlarda tüketmektedirler ve balık
yemlerinin içinde yeterince K bulunmamaktadır. Potasyumun bitkili akvaryumdaki
hedef değeri 20 ppm dir.
Akvaryum suyuna potasyum eklemek için
pratik bir yol K2SO4 (Potasyum sülfat) kullanmaktır. K2SO4 içinde K oranı %
44.9 dur.
300 ml saf su içerisinde karıştırılan 17
gram K2SO4 çözeltisinin 1ml si 100 litrelik bir akvaryuma .25 ppm K katacaktır.
Bu nedenle 20 ppm lik hedefi yakalamak için bu çözeltiden akvaryuma 80 ml
katılabilir. Ancak gübrelemek üzere kullanılan KNO3 ve KH2PO4 içinde de
potasyum bulunduğundan sadece K eklemeyi düşündüğünüz çözeltinin içinde hedef
dosajdan çok daha az oranlarda K çözmek akvaryumda aşırı K birikimini
engelleyecektir. Aşırı K bitkilerde kalsiyum eksikliği belirtilerinin ortaya
çıkmasına neden olur. Bununla birlikte 100 litrelik akvaryum ortamındaki 20 ppm
K hedefine sadece 1ml ekleyerek ulaşmak isteyenler, 300 ml saf su içinde 1336
gram K2SO4 çözdüklerinde, bu çözeltinin 1ml si ile 100 litrelik suya hedef
değer olan 20 ppm K katmış olacaklardır.
Makro besinlerin (K dışında) akvaryumdaki
miktarlarını titrasyon testleri ile ölçebilmek mümkün olabilmektedir.
Eser Elementler:
Bu konu altında bir çok element konu edilebileceği
gibi bu elementlerin eksikliği veya fazlalığı durumunda tam olarak ne gibi
belirtilerin bulunduğu henüz tartışılmaktadır. Demir (Fe), Bor (B), Manganez
(Mn), Molibden (Mo), Çinko (Zn), Bakır (Cu), Magnezyum (Mg) bitki gübreleri
içinde en sık kullanılan eser elementlerdir.
Bunların içinden Fe en çok sözü edilen ve
genelde diğerlerine kıyasla daha çok oranlarda dosajlanan element olarak öne
çıkmaktadır. Demirin bitkiler tarafından kullanılabilmesi için çelatlı halini
akvaryuma katmak doğru olur. Bir çok çelatlama maddesi olduğu gibi
akvaryumculukta ikisi ön plana çıkmaktadır. Ciddi bir kuruluş olan Seachem
firmasının kullandığı çelat glukonattır. Ülkemizde daha yaygın kullanılan madde
ise EDTA dır. Glukonat ve EDTA demirle birleştiklerinde farklı zamanlarda kullanılır halde bulunabilmektedirler. Glukonat
daha karasız bir yapıda olduğundan
suya katıldığı andan itibaren su içindeki miktarı
çelatlı demir testlerinde bir gün içinde çok
çabuk ölçülemeyen değerlerin altına inebilir. Bu nedenle
günlük kullanımı önerilir. EDTA ile çelatlanan demir çelatlı bir şekilde
daha uzun zamanlar akvaryum ortamında kalabilmektedir. Haftalık dosajlama EDTA için daha uygun olabilmektedir.
Eser elementleri hazır bir karışım halinde
piyasadan elde etmek oldukça güçtür. 200-300 kg almayacaksanız bu karışımı
hazırlatmak kolay olmadığı gibi birim hacimdeki oranlarının çok az olmaları
sebebi ile homojen karışımlar elde etmek güç olmaktadır. Bununla birlikte tarım
ilaçları ve gübreleri satan yerlerde bir litrelik çelatlı demir ve çinko gibi
sıvı ürünlere ayrı ayrı rastlanılabileceği gibi saksı bitkileri için eser
element + NPK sıvı gübre çeşitleri bol miktarda bulunmaktadır. Ancak bu gibi
mamüllerin üzerinde akvaryum suyuna ne kadar katılabileceği ile ilgili ince bir
hesap yapacak kadar yeterli bilgiler çoğu zaman olmadığı gibi bazı ürünler üre,
bazıları da akvaryumda fazla sayılacak miktarlarda klor içerebilmekteler. Bu
ürünlerden uzak durmakta fayda olduğu gibi denemelerin balıksız akvaryumlarda
yapılması daha doğru olur. Gübre denemesi yapılmış bir akvaryuma balık koymadan
önce titrasyon testleri ile tüm değerleri kontrol etmek veya suya su piresi
aşılayarak bir hafta gelişmeleri gözlemek sağlıklı bir yol olarak
düşünülebilir.